31 Temmuz 2007 Salı

Protein ve Protein Çeşitleri

Proteinler; Enzimlerin, vücudun savunma sisteminin ve bazı hormonların esas yapısı proteindir.

Büyüme ve dokuların onarımı proteinsiz mümkün değildir. Yetişkin bir bireyin vücudunun %16'sını protein oluşturmaktadır. Bu depo şeklinde değil, çalışan ve belirli görevler yapan hücreler şeklindedir Çalışan hücreler zamanla yıpranmaktadır. Yıpranan hücrelerin devamlı yenilenmesi gerekmektedir. Bu da proteinin yerine konması ile sağlanabilir. Protein hücre içi ve hücre dışı sıvıların osmotik dengede tutulması için de gereklidir. Kanda protein miktarının azalması sonucunda denge bozulacağından bedenin çalışması aksar. Bir gr. protein 4 kalori verir. Protein aynı zamanda enerji için de kullanılır. Karbonhidrat ve yağın az alınması durumunda protein enerji için kullanılır. Protein bütün hayvansal ve bitkisel besinlerde bulunur.


En çok protein bulunan besinler

Kurubaklagiller 20-25 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)
Soya Fasulyesi 30-35 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)
Et, Tavuk, Balık 15-22 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)
Tahıllar 8-12 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)
Süt 3-4 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)
Yumurta 12-13 (100 gr'daki protein miktarı gr olarak)

Proteinler aminoasit denen yapı taşlarından oluşan organik maddelerdir. Aminoasitler proteinleri oluşturmak için peptid bağları ile biraraya gelirler. Bu bağlanma bir aminoasidin amino (NH) grubu ile öbür aminoasidin karboksil (COOH) grubu arasında olur. Bu şekilde bağlanma ile meydana gelen uzun aminoasit zincirlerine polipleptid denir. Çeşitli dokulardaki proteinlerin organa ve türe özgü yapısal özellikleri vardır. Belirli bir proteinin oluşması için hangi aminoasitlerin hangi sırayla ve hangi miktarlarda bir araya gelmesi gerekiyorsa bu dizinin titizlikle korunması gerekir. Bir aminoasitin eksikliği ya da belirli bir yerdeki bir aminoasitin başkası ile yer değiştirmesi, o proteinin görevini önemli ölçüde aksatabilir. Eğer bir aminoasit vücut tarafından yapılamıyorsa, normal büyüme ve gelişme için şartsa böyle aminoasitlere esansiyel aminoasitler denir. Aminoasitler içinde 8 tanesi erişkin bir kimse için esansiyel aminoasitlerdir. Geri kalan yirmi iki tanesi esas olmayan yani vazgeçilebilir aminoasitlerdir. Bir protein kaynağı esansiyel aminoasitlerden ne kadar zengin ise o kadar iyi nitelikli bir protein kaynağıdır. Vücuttaki proteinler yedi ana grupta toplanabilir:


1. Yapısal proteinler (Kollajen gibi),
2. Kontraktil proteinler (kaslarda, trombositlerde, salgı yapan hücrelerde bulunan kasılma yeteneğindeki lifli proteinler),
3. Antikorlar (plazmada bulunan immünglobülinler),
4. Hormonlar (insülin, büyüme hormonu vb.),
5. Plazma proteinleri (albümin, globülin, fibrinojen)
6. Enzimler (amilaz, lipaz gibil. o
7. Besi proteinleri (gerektiğinde esansiyel amino asit sağlamak için kullanılacak protein).


Protein eksikliğinde büyüme durur. Halsizlik, anemi ve ödem oluşur. Yara iyileşmesi gecikir. Antikor yapımı azaldığı için enfeksiyonlara direnç kırılır. Lenfosit sayısı azalır. Karaciğer yağlanır (Kwashiorkor sendromu) pankreas yetersizliğine bağlı steatore (yağlı ishal) ve yağda eriyen vitaminierin eksiklikleri meydana gelir. Alınan proteinlerin % 92'i sindirilip kana geçer. Bir kısım da feçesle atılır. Alınan proteinler önce midede mide asitleri ve pepsin enziminin etkisi ile pepton ve polipeptidlere ayrılır. Sonra incebarsaklarda, pankreastan gelen tripsin enzimi peptonları aminoasitlere parçalar. Aminoasitler ince barsaklardan kana emilirler. Kan dolaşımı ile karaciğere taşınırlar. Karaciğerde aminoasitler enerjiye dönüşür. Enerjiye dönüşen aminoasitlerden oluşan azotlu maddeler idrar yolu ile üre olarak dışarı atılır. Yetişkin bir bireyin protein gereksinimi, vücudundan atılan protein miktarına eşittir. Ateşli hastalık gibi durumlarda hücrelerin çalışması arttığından hücreler daha fazla yıpranır. idrarla protein atımı fazlalaşır. Ateşli hastalıklardan sonra yıpranan hücrelerin onarılması için, normalden fazla protein alınmalıdır.

Hiç yorum yok: